Powered By Blogger

5 Mayıs 2013 Pazar

FİGUERES KÖYÜ ve DALİ'NİN DEHASI



İspanya da 5. günümüzde bu ülkede beni dehasıyla şaşkına çeviren (Picasso ve Gaudi'den sonra) Salvador Dali'nin köyüne Figueres'e gidiyoruz. İlk şoku Dali müzesinin tepesindeki yumurtaları ve duvarlara yapışan ekmekleri görünce yaşadık. (daha sonra yumurtaların yaşamı, doğumu ekmeğinde kutsal olanı anlattığını öğrendik) Müzenin büyük bahçesinin ortasında bir kadillak, üzerinde zincire vurulmuş kibele heykeli yine arabanın üzerindeki direkte Dali'nin sandalı, onun üzerinde de küçük bir şemsiye vardı. Biz daha ne  anlatmaya çalışıyor derken birisi bir kutuya 1 avro attı ve şemsiye açıldı, kadillağın içine yağmur yağmaya başladı. Efendim kadillak zenginliği, kibele heykeli zincire vurulmuş kadınlığı ve doğurganlığı, arabaya yağan yağmur ise zenginlerin de aslında pek mutlu olmadıklarını anlatıyormuş. Bahçe duvarlarına asılan çekmeceler bilinçaltımızın gizli çekmecelerini, lavabolar ise artık onları açıp boşaltıp suyla atmamız gerektiğini anlatıyormuş.Tabi bütün bunlardan sonra içerde her tablonun başında bir anlam aramaya başladık. Dali'yi seversiniz veya sevmezsiniz veya anlamazsınız ama adam sıradışı, anarşist,cesur, yenilikçi, heykeltraş bu bir Dali show, bu  müze gördüğünüz bütün müzeleri unutturan bir tiyatro sahnesi.  Dali'nin karısı Gala'ya olan büyük aşkı ve Gala'nın resimleri de bizi cok etkiledi. Dali karısı Gala'yla sık sık balığa gidiyor, bir gün bir ahtapot yakalıyorlar, ahtapotu vurarak yumuşatırken Dali Beethoven dinliyor ve ahtapotun mürekkebiyle Beethoven'nun resmini yapıyor. Daha ne anlatayım.  Bu müze ve Salvador Dali hakkında sayfalar dolusu yazılabilir dehası tartışılabilir ama kabul etmek lazım adam bir dahi.










2 Mayıs 2013 Perşembe

ANTONİO GAUDİ ve trajik ölümü





  


  Gaudi şüphesiz Barselona şehrine imzasını atan, bu şehri harika sanat eserleriyle adeta bir açık hava müzesine çeviren kişi. Barselona da ilk gün tabii gezmeye Sagrada familya' dan başladık. İnşaatı 160 yıldır devam eden  bu kiliseyi gezmek için 45 dakika bilet kuyruğunda beklememiz gerekti , ama bu beklemeye değerdi. Bu güne kadar gezip gördüğünüz bütün kiliseleri unutun. İhtişam, altın kaplamalar, gösterişli heykeller yok bu kilisede. İnsana ve doğaya dair herşey var .Üzüm salkımları, selvi ağaçları, kuşlar, yılanlar, kamlumbağalar hatta fareler, hele o vitraylar göz alıcı . İkinci durağımız Gaudinin evlerinden Casa Batllo, aslında hepsini görmek isterdim ama hem vakit az hemde giriş ücretleri pahalı .Gaudinin cok az aileye yaptığı hepsi de birbirinden ilginç evler birer müze ve cok iyi korunuyor. Yine herşey doğadan alınmış, bacalar, şömineler, hele o ferforje balkon demirleri birer sanat eseri.  Gaudi'nin Barseona caddelerindeki sokak lambalarına ve oturma bankları da  hayran oldum.
Son durak Guell park , ne yazıkki bu güzel park da yağmura yakalandık .Yine  de şemsiyelerimizi açıp fotoğraflarımızı çektik. İspanya  da eserlerine hayran olduğum Gaudi ne yazik ki 12 yıl münzevi bir hayat yaşadığı ve inşaatını yaptığı Sagrada familya kilisesinden çıktığı bir gün tranvayın altında kalır ve kan kaybından ölür.(1852-1926) Onun çizdiği proje hala devam etmekte ve 2030 yılında bitirilmesi planlanmaktadır.



























PABLO PİCASSO ve GUERNİCA




 PABLO PİCASSO ve GUERNİCA
     İspanya gezimizin en heyecan verici tarafı benim açımdan dört dahi erkekle tanışmak oldu. Bunlardan ilkiyle Madrid de tanıştım. İkincisi yine Madrid de bir Flamenko danscısıydı, bir erkeğin bu kadar güzel ve etkileyici dans edebileceğine inanamadım. Madrid güzel bir şehir diğer avrupa şehirlerine benzeyen meydanlar, kiliseler, güzel evler, geniş caddeler, parklar bunların hepsini herhangi bir turizm broşüründe bulabilirsiniz. Ama Madride gidip de görmeden dönmeyeceğiniz tek sanat eseri Picasso'nun Guernica tablosudur. Tablo Reina Sofia müzesinin ikinci katında 349 cm x776 cm ebadında oldukça büyük. Resme ilk baktığınızda göreceğiniz tek şey dehşet, çığlık ve acı olacaktır. Resim 1937 yılında alman nazi uçaklarının İspanyanın GUERNİCA şehrini  bombalamasının anlatır. Bu saldırıdan şehirde sadece 3 kişi kurtulur. Daha sonra Paris'teki dünya fuarı için İspanya hükümeti Picasso'dan büyük bir duvar resmi yapmasını ister. Picossa 15 gün içinde tam 12.000 eskiz yaparak bu tabloyu tamamlar. Daha sonra bu resim savaş karşıtlarının sembolu haline gelir. Paris'deki fuarda bu tabloyu çok beğendiklerini söyleyen nazi subaylarına Pablo Picasso benim değil, sizin eseriniz der.