Eşimle uzun zaman yapmak istediğimiz arabayla mavi yolculuğu 2 arkadaşımızın da bize katılmasıyla nihayet gerçekleştirdik. Sabah 7.30 da Bodrumdan yola çıktık, mumcularda meydandaki kahvede kahvaltımızı yaptıktan sonra küçük dağ köylerinden geçtik. Sahile inmeden yukarı mazı ve çökertmeden geçerek Ören'e geldik.Yol üzerinde bu şahane gelincik tarlasını görünce kısa bir mola verip fotoğraf çektik. Ören de bir kahve molasının ardından çam ormanlarının denize doğru eğildiği dağ yollarından geçip Akbük koyuna geldik. Akbük koyuna tepeden bakıp küçük nehrin denize kavuşmasını seyrettik. Burada da kısa bir moladan sonra Akyaka'ya doğru yolumuza devam ettik yine çam ormanları içinden virajlı dağ yollarından geçtik, her dönemeçte önümüze çıkan şahane küçük koyları seyrettik. Akyakaya geldiğimizde hem acıkmış hem de biraz yorulmuştuk. Akyakadaki nehrin üzerinde kurulmuş birçok lokantanın birinde cok güzel bir karides kalamar karışımı güveç yedik. Marmaris bozburun yolunan da yine baharın en güzel çiçeklerini, denizin en güzel mavisini seyrederek Bozburana oradan da Selimiye köyüne geldik.Sezon henüz açılmadığı için kalacak bir yer bulmakta zorlandık, fakat Leyla pansiyonu görünce buraya bayıldık. Limon, portakal ağaçları, yeni ekilmiş bahçe, keçiler ve yavruları, tavuklar kendimizi bir köy evinde gibi hissettirdi. Pansiyon temiz ve rahattı. Sabah kahvaltıdan sonra Datça'ya doğru yola çıktık, yolumuzun üzerinde börtübet koyuna girdik, buradaki gökova kıyıları muhteşemdi. Datça yolu her ne kadar yeni ve güzel yapılmış ise de yorucuydu. Mesudiye hayıtbüküne gelince mola verip bademli börekle çay içtik. Palamutbüküne geldiğimizde bir gece de burada kalmaya karar verdik, sessiz ve huzurluydu. Kaldığımız apart otelde makarnamızı yapıp şaraplarımız içtik. Baharda yapılacak en güzel gezilerden biridiydi. Sabah bizi fırtına ve yağmur karşıladı, artık dönme zamanıydı, bu iki gün baharın tüm güzelliklerini gördük ve Bodruma doğru yola çıktık.
Akbük koyu tepeden muhteşem görünüyordu.
