Powered By Blogger

25 Aralık 2014 Perşembe

NOEL KURABİYESİ veya YENİ YIL KURABİYESİ YAPTIM

 Her sene yılbaşı kurabiyesi yaparım, fakat tariflerde hep bir eksik vardır. Ya çok sert olur, ya da tadı istediğim gibi olmaz. Bu sene şahane bir tarif buldum. Tam istediğim kıvamda ve lezzette, tarçını, zencefili  tam kararında. Bu tarifi sizlerle paylaşmak istiyorum. Mutlu noel'ler, mutlu yeni yıllar dilerim.

1 yumurta
150 gr. tereyağ
2 su bardağı un
1 çay bardağı mısır nişastası
1 su bardağı pudra şekeri
1 çay kaşığı karbonat
1 çay kaşığı zencefil
2 çay kaşığı tarçın
1 paket vanilya

Hepsini  karıştırın tereyağını eritmeden oda sıcaklığında olsun. iyice yoğurun buzdolabında en az 1 saat bekletin. Tezgahın üstüne biraz pudra şekeri serpin ve hamuru açın çok ince olmasın kırılıyor. İstediğiniz kalıpları kullanın .180 derece de 15 dakika pişirin. Soğuduktan sonra Dr. ötger'in hazır 4 renkli şeker tüplerinden alın ve onlarla süsleyin veya 1 su bardağı pudra şekeri,1-2 damla su ve 1-2 damla limonu karıştırıp glazür yapabilirsiniz. kurabiyeleri bu beyaz glazüre batırıp, üstünü minik şeker karışımlarıyla süsleyebilirsiniz.

Hep bir kız torunum olsun ve beraber kurabiye yapalım diye hayal kurmuştum. Çok şükür 2 kız torunum var, birisi daha kurabiye yapamıyacak kadar küçük. Biz de bugün Nildenizimle yaptık bu kurabiyeleri, tabii bu arada epey kurabiye de eksildi süslerken.

5 Aralık 2014 Cuma

JOAN MIRO, SAKIP SABANCI MÜZESİ ve İSTANBUL



    Aralık ayı için güzel sayılabilecek bir havada Emirgan'a Sakıp Sabancı müzesindeki Joan Mıro sergisini görmeye gittik. Sabancı müzesinde sanat bahçe kapısından girer girmez başlıyor. Bahçe, ağaçlar, heykeller, hele o güzel çeşmeler her mevsim ayrı güzel.
      Joan Miro'nun kadınlar, kuşlar, yıldızlar sergisini gezmeden önce mutlaka giriş de sanatçının hayatının anlatıldığı kısa filmi görmeniz gerekir. Sanatçıyı onun yaşadığı yıllardaki  savaşlardan nasıl etkilendiğini ve resimlerine bu acıların nasıl yansıdığını daha iyi anlıyorsunuz. Joan Miro da Picasso gibi Salvador Dali gibi İspanya iç savaşını, 2. dünya savaşının getirdiği sıkıntıları, yoklukları görmüş, ülkesinden ayrılmak zorunda kalmış. 1956 yılında Palma de Mallorca'ya yerleştikten sonra en güzel çalışmalarını yapmış. Sergi de fotoğraf çekmek yasak olduğu için  hiç fotoğraf koyamıyorum buraya. Miro'nun taş baskılarını, heykellerini, özellikle takımyıldızlar serisini bazen anlamakta zorlansak da büyük bir keyifle gezdik. Daha sonra 2 kat aşağıdaki Türk ressamlarının eserlerini gezdik fotoğraflar çektik.
       Sergiden çıktığımızda saat 16.00 olmuştu, karnımızı emirgan çarşısındaki küçük  kebapçı da doyurup çayımızı da  içtikten sonra boğazda biraz yürüyüş yapmaya karar verdik. Yolda balıkçılara, teknelere, karşı kıyıya, köprülere bakarak ve artık lacivert olan denizi seyrederek bebek parkına kadar yürüdük. İstanbul'un kargaşasını, gürültüsünü, trafiğini unutup bir kez daha sevdik İstanbul'u.