Aralık ayı için güzel sayılabilecek bir havada Emirgan'a Sakıp Sabancı müzesindeki Joan Mıro sergisini görmeye gittik. Sabancı müzesinde sanat bahçe kapısından girer girmez başlıyor. Bahçe, ağaçlar, heykeller, hele o güzel çeşmeler her mevsim ayrı güzel.
Joan Miro'nun kadınlar, kuşlar, yıldızlar sergisini gezmeden önce mutlaka giriş de sanatçının hayatının anlatıldığı kısa filmi görmeniz gerekir. Sanatçıyı onun yaşadığı yıllardaki savaşlardan nasıl etkilendiğini ve resimlerine bu acıların nasıl yansıdığını daha iyi anlıyorsunuz. Joan Miro da Picasso gibi Salvador Dali gibi İspanya iç savaşını, 2. dünya savaşının getirdiği sıkıntıları, yoklukları görmüş, ülkesinden ayrılmak zorunda kalmış. 1956 yılında Palma de Mallorca'ya yerleştikten sonra en güzel çalışmalarını yapmış. Sergi de fotoğraf çekmek yasak olduğu için hiç fotoğraf koyamıyorum buraya. Miro'nun taş baskılarını, heykellerini, özellikle takımyıldızlar serisini bazen anlamakta zorlansak da büyük bir keyifle gezdik. Daha sonra 2 kat aşağıdaki Türk ressamlarının eserlerini gezdik fotoğraflar çektik.
Sergiden çıktığımızda saat 16.00 olmuştu, karnımızı emirgan çarşısındaki küçük kebapçı da doyurup çayımızı da içtikten sonra boğazda biraz yürüyüş yapmaya karar verdik. Yolda balıkçılara, teknelere, karşı kıyıya, köprülere bakarak ve artık lacivert olan denizi seyrederek bebek parkına kadar yürüdük. İstanbul'un kargaşasını, gürültüsünü, trafiğini unutup bir kez daha sevdik İstanbul'u.







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder