Uzun, soğuk bir kış geçirdikten, bir kaç kere tekrarlayan grip soğuk algınlıklarından sonra nihayet Bodrumdayız. Bodrum da bu yıl çok soğuk ve yağışlı geçmiş, sular donmuş, güneş enerjileri patlamış. Bodruma indiğimde hava biraz yağmurluydu biraz da serindi. Sabah kuş sesleri, güneşe ve müthiş bir kokuya uyandım. Bodruma her sene geliriz mayıs ayında, her sene bu zamanda mevsim kokuları olur ama sene başka bir parfüm kokusu vardı. Aşırı yağış nedeniyle bu sene çiçekler adeta çıldırmışlar, hemen her kayalıkta , her taşın altında, buldukları her çatlaktan rengarenk fışkırmışlar. Nisan başında havaların ısınmasıyla ilkbahar gelmiş, uzun ve sıcak bir yaza hazırlık başlamıştı. Bu güzelim çiçeklerin kavurucu sıcaklar geldiğinde kuru otlara ve dikenlere dönüşecek olmaları ne yazık.
Havadaki kokuları ayırmaya çalıştım, sol tarafımdaki bahçede ıtırlar eflatun çiçekler açmış, hanımelleri sarı beyaz narin ve asil kokularını bırakmış, diger bir komşu bahçede büyük güzel ve şık parfüm kokulu yaseminler. Kokular birbirine karışmış ama ben hala başka bir kokunun peşinde aspat dağının yamaçlarına tırmandım. Uzaktan sarı bir denizi andıran katır tırnaklarının baygın kokularını kokladım. İki metreye yakın ince narin sapları, limon sarısı parlak çiçekleri ile dört bir yöne birden uzanan çiçek öbeklerinin arasına girdim resimlerini çektim.
Ertesi sabah hava daha da ısınmış, kokular daha da artmışdı. Bodrum dan Akyarlara gelirken dağ yollarından geçeriz. Bu irili ufaklı tepeler, vadiler, büyüleyici deniz manzaraları arasında uzaktan eski değirmenlerin orada tekrar sarı parlak çiçek öbeklerini gördüm. Yolumuzu değiştirip ,değirmelerde durduk . Uzakta tepelerin tamamen sarı katır tırnakları ile kaplandığını, yolun iki tarafında öbekler halinde sıralandığını görünce dayanamadım tepeden aşağıya denize kadar bu şahane manzaranın fotağraflarını çekmeye çalıştım. Ama ah o kokular o baygın tatlı şahane parfüm kokuları, onları anlatmam cok zor.













Hiç yorum yok:
Yorum Gönder